12 Temmuz 2009

DİNLEME SANATI


İyi bir dinleyici olmak sosyal iletişim açısından çok önemli. İşte ‘duymak’ yerine ‘dinleme’yi becerebilmenin yolları…


Dinleme, birebir iletişimin en önemli parçalarından biri. Peki siz nasıl bir dinleyicisiniz? İyi bir dinleyici olmak için neler yapmalı? Ve dinlemeyle ilgili eğlenceli ve şaşırtıcı bilgiler pudra.com'da.
İyi bir dinleyici olmak için:

Öncelikle dinleme nedeninizi bulun
Dinlemenin tarzları olduğunu biliyor muydunuz? İşte iyi bir dinleyici olmanın ilk adımı da dinleme nedeninizi bulmaktır. Yani dinlemenizin nedeni zevk için mi, fikir alışverişi mi, bilgileri değerlendirmek mi, yoksa empati göstermek mi? Bunu bildikten sonra gerisini yapmanız daha kolay olacaktır.


Dinleme esnasında...

•Sabırlı olun ve karşınızdaki insanın iletmeye çalıştığı mesajına saygı duyun.
•Konuşan kişiye dikkatinizi verin, dikkatinizi dağıtacak başka şeylerle ilgilenmeyin.
•Konuşan kişinin söylediklerini, zaman zaman kendi cümlelerinizle özetleyin ve karşınızdan teyit alın.
•Önyargısız dinleyin. Unutmayın, herkesten yeni bilgiler edinebilirsiniz.
•Egonuzu ön plana çıkarmayın. Egosu kuvvetli kişiler, kendilerini konuşan kişiden daha üstün görüp, onun söylediklerini dinlemeyebilir.
•Nasıl söylendiğini değil, ne söylendiğini dinlemeye çalışın.
•Konuşanın anlattıklarını sonuna kadar hiç araya girmeden dinleyin.
•Karşınızdaki kişi konuşurken onun söylediklerine vereceğiniz cevapları değil, onun ifade etmek istediklerini düşünün.
•Karşınızdaki kişiyi dinlediğinizi beden dilinizle de belli etmeniz, size güven ve saygı kazandıracaktır. Bunu bedenle hafifçe öne doğru eğilmek, baş sallamak, göz temasında bulunmakla gösterebilirsiniz.

Dinlemeyle ilgili sürpriz bilgiler…
İnsan beyni dakikada ortalama 500 kelime işleyebiliyormuş. Buna karşın konuşan bir insanın, bir dakikada kullanabileceği kelime sayısı en fazla 150 kelimeymiş. Bunu da ancak at yarışı sunucuları başarabilmektedir. Dakikada 500 kelimeye ihtiyaç duyan beyin, konuşmacının gönderdiği 150 kelimeyi yetersiz bulup, kelimeler arasındaki sessizliklerde başka konulara atlarmış ve konuşan kişinin ifadelerine sadık kalamamaktaymış.

Haber Kaynağı
http://www.pudra.com

SEKSİ BACAKLARINIZ OLSUN!


Kısa zamanda seksi bacaklarınız mı olsun istiyorsunuz? Haftada iki kez bu hareketleri yapın ve yedi günde farkı fark edin.


Kapı tokmağı çömelmeleri


Hedef: Kalça, diz arkası


Kronometrenizi 100 saniyeye ayarlayın. Bacaklarınız kalça hizasında açık olsun. Küçük bir tabure tam arkanızdayken, açık bir kapının dar kenarına yüzünüzü dönük durun. Kollarınız dümdüzken, birer elinizle kapı tokmaklarını iki taraftan tutun. Yavaş yavaş 10'a kadar sayarken, tabureye değecek (ancak oturmayacak) şekilde yavaş yavaş aşağı inin. Bekleyin ve yine yavaş yavaş 10'a kadar sayarak doğrulmaya başlayın. Bu hareketi zaman dolana kadar tekrar edin.

Yana yatık bacak kaldırmaları

Hedef: Kalça, dış, üst bacak

Yine kronometreniz 100 saniyeye ayarlı olsun. Bacaklarınız düz ve gergin, başınız sağ avucunuzun iç inde, sağ tarafınıza uzanın. Sağ bacağınızı dizinizden bükün ve sol elinizi destek için yere koyun. Yavaş yavaş 10'a kadar sayarak sol bacağınızı 80 derecelik bir açıyla yerden kaldırın. Kalça ve bacak kaslarınızı sıkarak bekleyin ve yine yavaş yavaş 10'a kadar sayarak bacağınızı indirmeye başlayın. Hareketi zaman dolana kadar tekrarlayın ve bu sefer aynısını sol tarafınıza uygulayın.

Tek bacak bükülmeleri

Hedef: Diz arkaları ve baldırlar

Yarım kiloluk bir ağırlığı bir ayak bileğinize sabitleştirin ve ayaklarınız birbirine bitişikken ayağa kalkın. Elleriniz 30 cm önünüzdeki bir tabureye değecek şekilde, kollarınızı düz tutarak öne doğru eğilin. 10'a kadar yavaş yavaş sayarken, ağırlık olan bacağınızı kırın ve kalçanıza doğru kaldırın. Diz arkasındaki kaslarınızı sıkın, bekleyin ve bacağınızı indirin. 100 saniye dolana kadar tekrarlayın ve diğer bacağınıza geçin.

Topuk kaldırmalar

Hedef: Baldırlar


Bacaklarınız birbirine paralel ve kalça hizasında açık, yüzünüz duvara dönük durun. Katlanmış bir havluyu ayaklarınızın altına yerleştirin, kollarınızı kilitleyin ve avuçlarınızı destek için duvara koyun. Yavaş yavaş 10'a kadar sayarken topuklarınızı yerden kaldırın ve parmak ucunda havlunun üzerinde durun. Bekleyin ve baldırlarınızı sıkın, sonra 10'a kadar yavaş yavaş sayarak aşağı inin. 100 saniye boyunca hareketi tekrarlayın.

MUM YANINCA NİÇİN GERİYE BİR ŞEY KALMIYOR?


Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Tarihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri de vardır. Ayin ve adakların vazgeçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır'da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanışı ortaçağda Avrupa'da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil. Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herhangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan 'stearin' kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda da parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırılırlar.

AŞK SANDIĞIMIZ YALNIZLIKLAR!



Hadi kavga edelim! Kırıp dökelim ne varsa ellerimizle yaptığımız. En kolayı bu değil mi? Parçalamak, bırakmak, en basit ve kolay yol bu. Ne olacak ki? Biri giderse, diğeri gelir öyle değil mi?
Aşk Sandığımız Yalnızlıklar!

Aşkın sadece adı mı kaldı? Bu kadar ucuzladı mı kalbe sevda satmak? Alış verişe gider gibi çıkıp gidebiliyor muyuz aşk bulmaya? Her beden ve desende satılık sevgi var mı? Peki, karşılığında ne ödüyoruz, ruhumuzu mu?
Kayboluyoruz bence, hem de kendimizi bulduğumuzu sanarak. Kadın ve erkek olmanın tadını bilmiyoruz. Cinsel kimliğimizi ve hakkımızı bulduk diye dibine kadar kullanıyoruz. Özgürleşmek böyle olmaz ki, olmamalı! Seviştiğimiz kişilerin sayısı arttıkça, daha modernleştiğimizi mi sanıyoruz? Büyük hata!
Aslında aşkın kendisidir özgürlük, kalbi serbest bırakmaktır. İnsan sevmeyi becerebildiği sürece gerçekten özgürdür. Gecelik ilişkilerde, geçici ve anlık heyecanlarla biriken, sadece biraz daha kaybolmaktır. Kaç aşk sandığımız insan bıraktıysak geride, o kadar artık biriktirmişizdir yüreğimizde, bize acıdan başak fayda sağlamayan. Her gelenin götürdüğü parçalardan eksik kalan yanımızı, başka biriyle doldurma çabası ise kalbin etrafını derin bir dehlize dönüştürmekten başka işe yaramayacaktır.Ne arıyoruz? Gerçekten tam olarak ne aradığını bilen kaç kişi var? Bir şehri kuşatır gibi kuşatmış ruhumuzu belirsizlik. Mükemmele mi ulaşmaya çalışıyoruz? Öyle bir insan olmadığını bilmiyor muyuz? Dönüp kendimize bakmadan, çuvaldızı başkasına batırarak, eleştirip yererek, herkeste bir kusur bularak, nereye kadar devam edebiliriz ki? Elimizdeki hikayelerin aynılığı da mı biraz düşündürmüyor bizi? Kendimizi aşk diye kandırdığımız her yeni dokunuşla, biraz daha içimizin boşaldığını göremiyor muyuz?
Bu şehrin bir yerlerinde, tam da bu yazının yazıldığı gece yarısında, kaç amaçsız ve içi boş sevişme yaşanıyor? Karanlığın, kayboluşun üstünü örttüğü bu gece sabaha ulaştığında, kaç yastıkta makyaj izinden başka bir anı kalmayacak? Birbirlerinin adını bile unutacak kaç insan, şimdi akıllarında belki de başka birinin hayaliyle vahşice sevişiyor?
Aşkın o güzel yolculuğundan neden vazgeçtik? Neresinde kırıldık biz hayatın? Üstelik zaman olarak da en çok aşka yakışacakken! Eskisi gibi zor değil birisi ile karşılaşmak, yalnız yaşamak ve artık toplum üstündeki bağnaz düşünce yapısından sıyrılıyorken, çalışıp, sosyalleşip, üreterek büyüyorken daha rahat değil mi aşık olmak, aşık kalmak? Herkesin istediği anda sevdiğinin sesini duyabildiği, kısa bir yolculukla her yere ulaşılabilen, hatta internet, kamera gibi birçok teknolojik donanımla, hasreti, özlemi giderebiliyorken, asıl şimdi aşka sahip çıkmak, doya doya yaşamak zamanı değil mi? Bir genç çift yolda el ele yürüyor diye ayıplanmıyor, yalnız veya boşanmış kadınlar ev kiralayabiliyor, gece yarısı insanlar sokağa çıkabiliyor, artık mahallelerde namus komşu delikanlılar tarafından gözetlenmiyorken, insanı bir ilişki yaşamaktan, sınırsızca aşık olmaktan alıkoyan bir şey yokken, neden aşkı elimizle itiyoruz? Kayboluyoruz! İçimizde yaşadığımız karanlık kuyulara başkalarını da çekiyoruz. Hemen ayağa kalkıp silkelenmezsek, ileride çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın hali hiç de hoş olmayacak. Maalesef aşkı kaybeden bir toplum, tükenmeye mahkumdur çünkü kalbini kaybeden insan, yaşıyor sayılamaz!



Kaynak

05 Temmuz 2009

DÜMDÜZ BİR KARIN MI İSTİYORSUNUZ?


Oturduğunuzda karnınızı saklamaktan, belinize şal sarıp dolaşmaktan bıktıysanız, size bir önerimiz var.

EGZERSİZ ZAMANI


Herhangi bir egzersize başlamadan önce, eğer tıbbi bir rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışmalısınız. Egzersizlerden önce vücudunuzu ısınma hareketleri veya 20 dakikalık hızlı tempolu bir yürüyüşle egzersizlere hazırlamalısınız.

İŞTE KARIN KASLARINIZI ÇALIŞTIRACAK BAZI EGZERSİZLER:

MEKİKLER:


Kollarınız göğsünüzün üzerinde çapraz olacak şekilde veya ellerinizi başınızın altında birleştirerek sırt üstü yatın. Dizleriniz bükük, ayaklarınız yerde olsun. Başınızı omuzlarınızla birlikte yavaş yavaş kaldırın. Karnınızın alt kısmına kadar kalkın, ikiye kadar sayıp tekrar yatın. Başlangıç için kendinizi fazla zorlamadan yapabildiğiniz kadar bu hareketi tekrar edin. Bu hareketi yaparken boynunuzu zorlamamaya dikkat edin.

TERS MEKİKLER:

Sırtüstü yatın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Bacaklarınızı kırık bir şekilde yerden 10 cm kadar yükseklikte tutun. Başınızı ve omuzlarınızı yukarı doğru kaldırırken dizlerinizi de yerle 90 derecelik açı oluşturacak şekilde karnınıza doğru çekin. İkiye kadar bu şekilde bekledikten sonra başınızı ve bacaklarınızı yavaşça indirerek başlangıç pozisyonuna getirin. Hareketi tekrar edin.

ÇAPRAZ MEKİKLER:

Dizleriniz kırık, ayaklarınız yerde, elleriniz başınızın altında olacak şekilde sırtüstü uzanın. Sağ ayak bileğinizi sol dizinizin üzerine yerleştirin. Başınızı ve omuzlarınızı sağ dizinize doğru yükseltin. Başınız dizinize yaklaştıkça karın kaslarınızın gerildiğini hissedeceksiniz. Yavaşça geri yatın ve bu hareketi yapabildiğiniz kadar tekrar edin. Daha sonra aynı hareketi sol ayak bileğinizi sağ dizinizin üzerine yerleştirip, sol dizinize doğru esneyerek tekrar edin.

TERS KOL, TERS BACAK:

Sırtüstü, dizleriniz yerle 90 derecelik açı oluşturacak şekilde uzanın. Kollarınızı dik bir şekilde yukarı doğru uzatın. Yavaşça sağ kolunuzu arkaya doğru uzatırken sol bacağınızı da öne doğru uzatın. Kolunuzu ve bacağınızı tekrar eski pozisyonlarına getirin. Şimdi de aynı işlemi sol kolunuz ve sağ bacağınız için tekrar edin. Bu egzersizi her iki kol ve bacak için 10 kere tekrarlayın.

SIRT ESNETME:

Elleriniz başınızın arkasında yüzü koyun uzanın. Başınızı ve boynunuzu bir hizada tutarak üst bedeninizi yerden yukarı doğru kaldırın (kendinizi zorlamayın, kaldırabildiğiniz yere kadar). Eğer hareketi daha da zorlaştırmak isterseniz bacaklarınızı da üst bedeninizle aynı anda yukarı doğru kaldırabilirsiniz. Yukarıda beşe kadar sayıp tekrar başlangıç pozisyonuna dönün. Hareketi tekrarlayın.

DENGE BANKI:

Dizleriniz ve ellerinizin üzerinde bank pozisyonunu alın. Elleriniz omuzlarınızın altında, dizleriniz kalçanızla bir hizada, sırtınız düz olmalıdır. Yavaşça sağ kolunuzu ve sol bacağınızı kaldırabildiğiniz yere kadar kaldırın. Kolunuzu ve bacağınızı indirdikten sonra aynı hareketi sol kolunuz ve sağ bacağınız için tekrarlayın. Hareketi yavaş yavaş yapmaya özen gösterin çünkü bu hareket daha çok denge ağırlıklı bir harekettir.

V OTURUŞU:

Bacaklarınızı birleştirip ileri doğru uzatarak oturun. İki bacağınızı birden yukarı doğru kaldırırken gövdenizi arkaya doğru götürün. Kollarınız yerle paralel olacak şekilde bacaklarınıza doğru uzansın. Bu şekilde kalçanızın üzerinde bir V harfi oluşturacak şekilde otururken bacaklarınızı 5-10 cm aşağı indirip tekrar yukarı kaldırın (bacaklarınızın yere değmemesine özen gösterin). Egzersizi başlangıçta 5 kere, daha sonraları gittikçe arttırarak tekrar edin.

Burada yer alan bilgiler “COSMOTURK” ün izni doğrultusunda yer almaktadır…

AŞKINIZI CANLANDIRACAK ÖNERİLER...


İlişkide heyecanını kaybetmiş çiftler! İşte size "Bu kurallara uyarsanız ilişkiniz için umut var" listesi...

SEKSTE YENİLİKLERE AÇIK OLUN

Uzun zamanlı ilişkilerde seks de zamanla aynı sebeplerin aynı sonuçları yaratacağı döngüdeki yerini alır. Ancak böyle durumlarda hatırlamanız gereken ayrıntı, en önemli seks organınızın beyniniz olduğu gerçeğidir!

Kendinizi yeni olasılıklara açık tutup partnerinizi de bu yenilikler için teşvik etmelisiniz. Cinsel soğukluk kimi zaman tahrik yöntemlerini fazla kullanamamaktan ileri gelebilir. "Hayatınızın Geri Kalanında Nasıl Muhteşem Bir Cinsel Yaşamınız Olur?" kitabında Val Sampson, öncelikle sekse odaklanmayı ön koşul olarak veriyor. Günün geri kalan saatlerinde yaşadığınız saatleri unutmalı ve sadece o an yaşadıklarınıza odaklanmalısınız. Eğer böyle yaparsanız, beyniniz ilişkiye girmeden önce kendini bu ilişki için hazır hissetmeye başlayacak. Mesela ona romantik notlar yazın ve cebine koyun. Cep telefonunun telesekreterine hoş mesajlar bırakın. Ve son olarak da ilişkiye girmeden önce ne yaptığınızı düşünün ve eğer alışkanlığınız televizyon seyretmekse o zaman bunu değiştirin. İki kişilik yapılabilecek aktivitelerde bulunun, yürüyüşe çıkın, bara gidip bir içki için veya sadece el ele tutuşun.

ZAMAN ZAMAN AYRILIN!

İlişki uzmanı Philip Hodson'a göre eğer birey olarak var olabiliyorsanız o zaman ilişkilerde yere daha sağlam basmanız mümkün.

Farklılıklarınızı keşfedin ve onları taçlandırın. Çünkü bu sayede birbirinize anlatacak daha çok şeyiniz olacak. Ayda en azından bir hafta sonunu ayrı geçirin ki tekrar bir araya geldiğinizde paylaşacak anılarınız olsun. Kısa ayrılıklarda çiftler birbirini özler ve bu özlem neden beraber olmayı seçtiğinizi tekrar hatırlatır. Dışarı çıkın, arkadaşlarınızla zaman geçirin. Yeni şeyler keşfedin, yalnız seyahate çıkın. Sakın “Bir elmanın iki yarısıyız.” masalına inanmayın. Unutmayın ki, siz bir bireysiniz ve bu ilişki siz bir çilek o da bir elma olduğu için güzel.

ÜÇÜNCÜ KİŞİDEN HOŞLANMAKTAN KORKMAYIN

Birçok insan, ilişki yaşayan insanların bir başkasından etkilenmesini ilişki için büyük bir problem olarak görür. İlişki uzmanları bunun öyle olmadığını söylüyor. Psikoterapist Paula Hall, karşı cinsten hoşlanmanın insan doğasından olduğunu bu nedenle aşıksanız bile sizi etkileyebilecek üçüncü kişiler olduğunu doğruluyor. Bu konuda önemli olan konuyla nasıl baş ettiğiniz. Partnerinizle duygularınızı paylaşmaktan çekinmeyin. Ancak bunu duyarlı bir biçimde yapmalısınız, çünkü konuşarak işleri olduğundan fazla büyütmeniz kimsenin işine yaramaz. Partneriniz onu sevdiğinizi ve sadece onunla beraber olmak istediğinizi bilsin yeter.

TARTIŞIN, AMA 5 DAKİKA!

Hiç tartışmayan çiftler olduğu mitine inanmayın. İlişkilerde tartışmalar olur ve zaman zaman tartışılması ilişki açısından sağlıklı sonuçlar doğurur. Önemli olan daha iyi tartışmayı öğrenmektir. Psikoterapistler bu durumda en iyi yolun tartışmaları kısa tutmak olduğunu söylüyorlar. 5¬10 dakikayı aşan tartışmalarda bir yürüyüşe çıkmanız iyi bir fikir olabilir. Önemli olan eski defterleri açmamaya çalışmak ve birbirinize karşı suçlayıcı olmamak. Kırgınlıklarınızı ufakta olsa hemen söyleyip içinizden atarsanız o zaman bu kırgınlıklar birikip bir dağ oluşturmaz.

PAYLAŞILAN HAYALLER, PAYLAŞILAN BİR GELECEK

Uzun süreli ilişkilerde çiftler artık birbirlerine hayallerinden fazla bahsetmiyor. Ancak ilişkide zaman zaman ilişkide kişiler birbirlerine hayallerini sormalı ve kendi hayallerini anlatmalı. Arabanızı bile bakıma sokuyorsunuz peki ya ilişkiniz için aynı özeni gösteriyor musunuz? Aya bir kendinize ve ilişkinize uzaktan bakmayı deneyin. Neleri isteyerek yaptınız, neleri istemeden? Hangi davranışlarınız partnerinizi de mutlu ettiği için sizin için bir zevkti? Peki ya nelere kırıldınız? İlişkiye başladığınız zamanlarda ne hayalleriniz vardı ve şimdi neler var? Gelecek için heyecanlanıyorsanız, bunu partnerinizle paylaşın.

HER ŞEYİ CİDDİYE ALMAYIN

Hayata olumlu bakmaya çalışın. Bardağı dolu tarafından görmek ilişki içindeyken de sizi rahatlatır. Tatilde olduğunuz zamanları düşünün. Geçtiğimiz yaz, güney sahillerinde ne güzel de anlaşıyordunuz. Peki neden? Çünkü sıklıkla aynı fikirde oluyordunuz. Tatildeyken ‘Şimdi ne yapalım’ sorusunun cevabı çoğunlukla ‘Sen nasıl istersen’ idi. Elbette ki bu kendi isteklerinizden vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Ancak küçük anlaşmazlıkları büyük tatsızlıklara vardırmadan çözmek sizin elinizde. Bırakın bir seferde ayakkabısını halının üzerinde giysin. Vişne suyunu beyaz koltuğun üzerinde içsin. Akşam seyredeceğiniz film konusunda tartışacağınıza ortak bir karara varmaya çalışın. Siz sakin ve huzurlu davrandığınızda karşınızdakinin de size karşı davranışı değişecektir.

ROL MODELLERİ YARATIN

Rol modellerine ihtiyacı olan sadece çocuklar değildir. Yetişkinlerinde kendilerine rol modelleri seçmeleri kimi zaman çok yararlı olacaktır. Londra Üniversitesi'nden İlişki Uzmanı Dr. Petra Boynton, sizin ilişkiniz açısından bir rol modeli çift belirlemenizin ne kadar önemli olabileceğine değiniyor ve "kendinize istediğiniz herhangi bir rol modeli belirleyin ve o çiftin davranış kalıplarının size uyup uymayacağını görün" diyor.

Rol modeli çift elbette ki ilişkiden ilişkiye farklılık gösterecektir.

ÇEVRENİZİ GÖZLEYİN.

En yakın arkadaşınız ilişkilerinde çok soğukkanlı ve ona özeniyor musunuz? Kuzeniniz kocasıyla çok yakın arkadaş, peki bunu başarıyorlar? Çevrenizdeki olumlu olayları kendi yaşamınıza uygulamak çoğunlukla olumlu sonuçlar doğurur. Kim bilir belki sizin ilişkinizi de kendisine uzaktan rol modeli yapacak bir tanıdığınız vardır.


Burada yer alan bilgiler “COSMOTURK” ün izni doğrultusunda yer almaktadır…

SADELİK VE ÇEKİCİLİĞİN MÜKEMMEL BULUŞMASI


Calvin Klein’ın 2009 mayo ve bikini koleksiyonunun mükemmel modelleri ve kalıpları ile bu yaz kendinizi çok iyi hissedeceksiniz.

Dünyada trendleri belirleyen moda devi Calvin Klein’ın 2009 mayo ve bikini koleksiyonunda düz, sade ve genç çizgiler hâkim. Sadelikle beraber temasında bulundurduğu seksi imajını her modelinde ortaya çıkaran Calvin Klein mayolarının en çok tercih edilen modellerin başında ise push-up sütyenler ve klasik modeller geliyor. Calvin Klein mayo ve bikinilerini Mendo’s mağazalarında ve Calvin Klein mağazalarında bulabilirsiniz.

Calvin Klein 2009 yazı için dört ayrı koleksiyon hazırladı…

Perfectly Fit koleksiyonunda hayvan desenleri ve çiçek desenleri klasik Safari havasını yansıtıyor. Luxe koleksiyonunda mücevherle süslenmiş bikiniler ve pareolar öne çıkıyor. Calvin Klein, Young koleksiyonunda renkli ve metal halkalarla zenginleştirilen modeller 70’li yıllardan retro çağrışımlar yapıyor. Logo isimli koleksiyonda ise bikiniler üzerine uygulanan 80’li yılların fosforlu renklerinden oluşan Calvin Klein logoları, eğlenceli ve özgür ruhlara hitap ediyor.


Calvin Klein mayo ve bikinilerini tamamlayan deniz aksesuarları da çok şık…
Calvin Klein’ın, flip-flop terlikleri, havluları, plaj çantaları ve şapkaları, mayo ve bikini koleksiyonuyla kombine edilerek tasarlanmış. Calvin Klein’ın 2009 deniz aksesuarları ile plajlarda şıklığınızı tamamlayın.

VÜCUT SAATİ



Uyku, yemek, spor… Hepsinin doğru zamanı; vücudumuzun bir saati olduğunu biliyor muydunuz?

Hepimizin merak ettiği sorulardandır; ne zaman uyumak sağlıklı, yemek için uygun zamanlar neler veya spor hangi saatlerde etkili olur? Sürekli bu saat düzenine uyum sağlamak oldukça zor tabii, ama en azından bazı temel prensipleri bilip, bunlara uyum sağlayarak sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olabiliriz.

Gerçekten de vücudumuzun içinde bir saat var. Tüm hormonal sistem ve yaşam aktivitelerimiz bir düzene göre çalışıyor. Yani tüm sistemler günün belli zamanlarında belli bir düzende çalışma, her gün de bunu tekrarlama eğiliminde... Dolayısıyla bu düzene uygun bir yaşam tarzı uygulamak vücudu daha az yıpratıp, daha uzun ve sağlıklı yaşamamızı sağlıyor.

“Vücudumuzun saatinin en önemli ayarı gün ışığıdır” diyor Amerikan Hastanesi’nden Dr. Bülent Yardımcı. İnsanoğlu hava karardığında uyuma ve dinlenme, gün ışıdığında da tekrar aktif olmaya uygun bir yapıdadır. Uykumuzu düzenleyip, dinlenmemizi sağlayan hormon melatonindir ve gece salınımı artarak sağlıklı uyumamızı sağlar. Sağlıklı bir insanın ortalama uyku ihtiyacı 7-8 saat arasındadır. Fakat bu sabit değildir. Genetik özellikler, yaşam alışkanlıkları, çalışma hayatı ve mevsimsel değişimlere bağlı olarak 4-5 saatten 10 saate kadar değişebilir. Örneğin ergenlik döneminde çoğunlukla uyku ihtiyacı artar, yaşlılıkta ise azalır.

Vücudun sabah saatleri
Sağlıklı bir insanda sabahın erken saatleri vücudun toparlanmaya başladığı saatlerdir. Gece boyunca dinlenen vücut, günlük aktiviteleri karşılamaya hazırlanır. Direncimizi artıran Kortizol, Tiroit hormonları, Adrenalin ve benzeri hormonlar sabah saatlerinde yükselir. Düşük olan tansiyon ve nabız değerleri normale dönmeye başlar. Bu toparlanma kişiden kişiye değişmekle birlikte, saat 08.00-10.00 saatleri arasında tamamlanır. Kırsal alanda erken çalışmaya başlayan insanlarda daha erken saatlerde vücut toparlanabilir. Çünkü yatış saati ve uyku süresinin önemi büyüktür. Bir çok kişi sabah spor yapmanın zorluklarında bahseder. Nedeni kendini toplayamadan vücuda yüklenmektir. Bilinenin aksine birçok insan için uygun spor saati öğleden sonra, akşama doğrudur. Sabah kahvaltısı ve sıvı alımı güne daha zinde başlamamızı sağlar.

Vüducun öğle saatleri
Yaptığımız iş ve çalışma tempomuza göre çoğunlukla öğle üzeri biraz enerji düşüşü ve dinlenme ihtiyacı doğar. Öğle yemeğinden sonra ortalama 1 saat kadar vücudun yeniden toparlanma süreci olur. Sonra güç ve aktivitemiz yeniden artar. Öğleden sonrası çalışma yönünden verimli bir dönemdir.

Vücudun akşam saatleri
Akşama doğru tansiyon değerlerimiz yükselir ve kas gücümüz artar. Çoğunlukla saat 20.00-21.00 civarında kendimizi dinlenme ve uykuya hazırlarız. Bugünkü modern yaşamda bu saatler yemek, dinlenme ve eğlence saatleridir.

Uyku çok önemli!
Geç yatılması, uyku vaktine yakın ağır yemeklerin yenilmesi gibi alışkanlıklar vücut dengemizi bozar. Çünkü uyku saatlerine yakın midemizin çalışması yavaşlar, idrar atılımı azalır, tansiyon ve nabız değerleri düşmeye başlar. Gece ise büyüme hormonu ile beraber vücut su ve tuz dengesini sağlayan hormonlar artar. Uykuda nabzımız, tansiyonumuz ve vücut ısımız düşer; yani vücut her yönüyle tam bir enerji tasarrufu ve dinlenme dönemine girer. Bu sayede günün yarattığı tüm stres ve travmaların etkisi azaltılır. Bu durum uykunun ne kadar yaşamsal bir düzenleyici olduğunu göstermektedir.

Nelere dikkat etmeli?

•Yaşantımızı vücut ritmimize ve alışkanlıklarımıza dayanarak düzenlemeliyiz.
•İhtiyacımız olan miktarda uyumalıyız. Az ya da fazla uyku tüm günümüzü etkiler. Aşırı yorgunluklar sonucu artan uyku ihtiyacımızı da karşılamalıyız. Bu dönemlerde gerekirse biraz daha çok uyuyabiliriz. Gece geç yatmaktan kaçınmalıyız.
•Uyuyacağımız oda ılık sessiz, havadar ve karanlık olmalıdır. Böylece tam ve sağlıklı uyuyabiliriz.
•Sabah kendimizi kötü hissediyor ve sporu tolere edemiyorsak spor saatimizi ikindi vaktine kaydırabiliriz.
•Düzenli beslenmeli; öğün atlama, kahvaltı yapmama ve geç yemek yeme gibi kötü alışkanlıkları bırakmalıyız. Akşam yemeklerini daha hafif yemeliyiz.
•Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren düzenli uyku, yemek ve aktivite alışkanlığı edindirmeliyiz. Bu sayede daha sağlıklı ve uzun yaşamalarındaki en önemli adımı atmış oluruz.
•Hastalıklarımızda bu ritmin ne kadar önemli olduğunu bilirsek önlemimizi ona göre alabiliriz. Kalp hastalarının gece ağır yemek ve aktivitelerden kaçınması, yeterli uyku uyuması ve akşam alması gereken ilaçlarını unutmaması sabaha karşı gelecek bir kalp krizini engelleyecektir. Ya da ateşli hastalıklarda ateşin gece yükselebileceğini bilmek ve ilaçlarını ona göre kullanıp önlemleri almak hastada gereksiz paniği önleyecektir.



DİNLEME SANATI


İyi bir dinleyici olmak sosyal iletişim açısından çok önemli. İşte ‘duymak’ yerine ‘dinleme’yi becerebilmenin yolları…


Dinleme, birebir iletişimin en önemli parçalarından biri. Peki siz nasıl bir dinleyicisiniz? İyi bir dinleyici olmak için neler yapmalı? Ve dinlemeyle ilgili eğlenceli ve şaşırtıcı bilgiler pudra.com'da.
İyi bir dinleyici olmak için:

Öncelikle dinleme nedeninizi bulun
Dinlemenin tarzları olduğunu biliyor muydunuz? İşte iyi bir dinleyici olmanın ilk adımı da dinleme nedeninizi bulmaktır. Yani dinlemenizin nedeni zevk için mi, fikir alışverişi mi, bilgileri değerlendirmek mi, yoksa empati göstermek mi? Bunu bildikten sonra gerisini yapmanız daha kolay olacaktır.


Dinleme esnasında...

•Sabırlı olun ve karşınızdaki insanın iletmeye çalıştığı mesajına saygı duyun.
•Konuşan kişiye dikkatinizi verin, dikkatinizi dağıtacak başka şeylerle ilgilenmeyin.
•Konuşan kişinin söylediklerini, zaman zaman kendi cümlelerinizle özetleyin ve karşınızdan teyit alın.
•Önyargısız dinleyin. Unutmayın, herkesten yeni bilgiler edinebilirsiniz.
•Egonuzu ön plana çıkarmayın. Egosu kuvvetli kişiler, kendilerini konuşan kişiden daha üstün görüp, onun söylediklerini dinlemeyebilir.
•Nasıl söylendiğini değil, ne söylendiğini dinlemeye çalışın.
•Konuşanın anlattıklarını sonuna kadar hiç araya girmeden dinleyin.
•Karşınızdaki kişi konuşurken onun söylediklerine vereceğiniz cevapları değil, onun ifade etmek istediklerini düşünün.
•Karşınızdaki kişiyi dinlediğinizi beden dilinizle de belli etmeniz, size güven ve saygı kazandıracaktır. Bunu bedenle hafifçe öne doğru eğilmek, baş sallamak, göz temasında bulunmakla gösterebilirsiniz.

Dinlemeyle ilgili sürpriz bilgiler…
İnsan beyni dakikada ortalama 500 kelime işleyebiliyormuş. Buna karşın konuşan bir insanın, bir dakikada kullanabileceği kelime sayısı en fazla 150 kelimeymiş. Bunu da ancak at yarışı sunucuları başarabilmektedir. Dakikada 500 kelimeye ihtiyaç duyan beyin, konuşmacının gönderdiği 150 kelimeyi yetersiz bulup, kelimeler arasındaki sessizliklerde başka konulara atlarmış ve konuşan kişinin ifadelerine sadık kalamamaktaymış.

Haber Kaynağı
http://www.pudra.com

24 Haziran 2009

BİR ERKEĞİN AĞZINDAN...

Kadınlar gittiklerinde, arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde 'yetim-öksüz' kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler... .
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar. Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların. Sık sık boynunu büker 'sarıkız'. O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının. Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz. Bir kadın gittiğinde... Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,bir bahçıvan, bir muhasebeci.. . Bir anne gider... Bir dost...Bir arkadaş...Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde. Övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır. Kapı eşiğindeki 'Dikkat et...' duyulmaz, annesi gitmiştir 'geç kalma'nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler. Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde, pek çok 'yetim' bırakmıştır aslında arkasında...

Slayt Gösterisi

Loading...

Blog Archive

Followers

Slayt Gösterisi

Loading...

K A D I N L A R _ K U LÜ B Ü © 2009. Template by Dicas Blogger.

TOPO