Blog Archive



KURU YEMİŞLER VE FAYDALARI



AY ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI


Kolesterolü düşürür.
Damar sertliğini giderir.
kir işçilerinin ve zayıf kalmış çocukların günde 50 gram yemesi tavsiye edilir.
Cinsel arzuyu artırır.
Kalp ve sinir hastalıklarını önler.
İdrar söktürür.
Solunum sistemi rahatsızlıkları nda iyileştirici etkilere sahiptir.


KABAK ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI

Böbrekleri güçlendirir.
Böbrek, mesane iltihaplarını önler.
İdrar yollarında oluşan hastalıkları giderir.
Bağırsak kurtlarını düşürür.
Birçok prostat ilacının bileşiminde kabak çekirdeği bulunmaktadır.


TUZLU FISTIK FAYDALARI

Cinsel arzuyu artırır.
Zihinsel ve bedensel yorgunluğu alır.
Böbrek ve safrakesesi ağrılarını hafifletir.
Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.
Yalnız olarak yenmeli, portakal, elma, armut gibi meyve veya sebzelerle tüketilmemelidir.


ANTEP FISTIĞI FAYDALARI

Günde 10-12 adet yenilen iç antepfıstığı,vücudun günlük yağ ihtiyacını karşılayabilmektedir.
100 g antepfıstığı vücudun günlük protein,vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35``ini karşılayabilmektedir.
Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığının riskini azaltır.
Antepfıstığı şeker hastalığında (Diabete Mellitus)kullanı labilir.
İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.
Antep fıstığı nekahet dönemlerinde de vücudun dostudur. Bir terkip içinde veya tek başına tüketilen fıstık, nekahet dönemin rahat ve kısa sürmesini sağlar, bünyeyi dirençli hale getirir.
Akciğer için iyi bir iltihap temizleyicidir.. Göğsü yumuşatır, ağrılarını hafifletir, öksürüğün geçmesine yardımcı olur.


KAJU FISTIK FAYDALARI

Çinko içerdiğinden gribe karşı koruyucu etkisi vardır, bağışıklık sistemini güçlendirir, büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler.
İçerdiği minerallerden magnezyum (276 mg/100 gr) kemik ve sinir dokusunu besler, kasların çalışmasını düzenler, kalp atışlarını düzenler.
Kansızlığın önemli rahatsızlıklara yol açtığı hamile ve çocuklarda D vitamini içeriği ile eksikliği giderir, kemikleri ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
Özellikle gebelikte takviyesi gereken demir (6,43 mg/100 gr) mineralini içerir.
İçerdiği selenyum ile vücudu çeşitli hastalıklardan korur,şeker hastalığının gelişimini engeller,kansere karşı direnci arttırır.
İçerisinde bulunan potasyum tansiyon düşürücü özelliğe sahiptir. Kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.


FINDIK İÇİ FAYDALARI

Cildi güzelleştirir.
Varis tedavisinde faydalıdır.
Enerji verici ve besleyicidir. Cinsel gücü artırır.
Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır.
Böbrekteki kum ve taşları döker, böbrek rahatsızlıkları nın tedavisinde kullanılır.
Vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.
Gelişme çağındaki çocukların gelişmelerini daha iyi sağlamak için fındık verilmelidir.
Yüksek tansiyondan prostata, kalp şikâyetinden menopoz dönemi sorunlarına kadar birçok rahatsızlıkta fındık vücudu güçlendirici ve sağlığımızı koruyucu bir görev üstlenir.
Yapılan pek çok araştırma, fındığın kolesterolü düşürdüğünü ve kalp krizi riskini azalttığını, içerdiği yüksek kalsiyum sayesinde kemikleri ve dişleri güçlendirdiğini, cinsiyet hormonlarını geliştirdiğini ve günlük yaşamda enerji verdiğini ortaya koyuyor.
Her gün sadece 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının yüzde 100`ünü karşılıyor.
Son zamanlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, fındıkta bol miktarda bulunan beta-sitosterol maddesi, kolesterolü düşürmede ve kanser (kolon, prostat, göğüs) gibi pek çok hastalığı önlemede önemli bir rol oynayabiliyor. Bu husus, tümör büyümesini engelleme ve apoptosis uyarımı içinde geçerli.


PATLATMALIK MISIR FAYDALARI

Mısır lifli bir besindir. Bu yüzden kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar ve kabızlığı önler, alınan posa miktarı artıkça koroner kalp hastalığı riski de azalır.
İçerdiği yüksek karbonhidrat miktarı sayesinde enerjinize enerji katar.
Mısırda protein, kalsiyum, demir , fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.


BADEM FAYDALARI

Sinirleri güçlendirir.
Göğüs hastalıklarını önler.
Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
Böbrek ve idrar yolları iltihaplarını iyileştirir.
Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır.
Kolestrolü düşürür. Kalp krizi riskini azaltır.
Her gün 42 gr badem veya fındık tüketimi kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.
Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır.
Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir.
Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir.
Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.


LEBLEBİ FAYDALARI

Anne sütünü artırır.
Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.


BEYAZ LEBLEBİ FAYDALARI

Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.
Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
Anne sütünü artırır.


CEVİZ FAYDALARI

Kanda kolesterolün yükselmesini önler.
Beynin çalışmasını güçlendirir.
Çocukların okul performansları ve hatırlama yetileri arttırmak için gereklidir.
İçerdiği fosfor ve kalsiyum zihni yorgunluğu giderir, kemik ve dişleri güçlendirir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
İyi bir antioksidan kaynağı olması sebebiyle kanserle savaşta önemli rolü vardır.
Ceviz yenmesi, kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur: Cevizin içerdiği doymamış yağlardaki linoleik asit, kolesterol düzeyini düşürür. Ayrıca içerdiği alfalinoleik asit ile omega 3 yağ asitleri, damar tıkanmalarını önler. Yapılan araştırmalar, düzenli ceviz yiyen kişilerde koroner damar hastalıklarına yakalanma riskinin önemli oranda azaldığını göstermektedir.
Kansızlığı önler.
Şeker hastalıklarında kap hastalığı riskini düşürür.
Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara karşı koruyucudur.
Mide gazını ve sindirim bozukluklarını giderir.
Kırmızı kan hücrelerinin biçimlenmesine, akciğerlerden dokulara oksijen taşınmasına yardımcı olan ve kansızlığı önleyen
Potasyum açısından oldukça zengindir. Potasyum, sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışması için gereklidir.
Safra kesesi taşı oluşumunu engellediği saptanmıştır.


KURU İNCİR FAYDALARI

Kansere karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.
Hamilelerde ve çocuklarda kemik gelişimini sağlar.
Yaşlılarda kemik erimesini önler.
İçerdiği protein ile hücreleri tamir eder ve yeniler.
Zengin demir minerali ile kanı güçlendirir.
Kemik hastalıklarında ve gelişim bozukluklarında olumlu etkileri gözlemlenmiştir.
Pektik maddelerin kaynağı olmasından dolayı, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker hastalıklarında kan şekerinin hızla yükselmesini önler.


KURU HURMA FAYDALARI
Hurma, zihni ve bedeni gelişmeyi sağlar.
Kansere karşı koruyucudur, öksürüğü keser, boğaz ağrısını, bronşiti ve soğuk algınlığını giderir.
Kemik hastalıklarında faydası ise yadsınamaz.
Mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde kalsiyum. potasyum. demir, B vitamini bulunmaktadır.


KURU KAYISI FAYDALARI

Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stresi azaltır.
Karaciğerin tahrip olan kısmının tamirini yapar.
Kemiklerin düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur.
Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur, meydana gelmiş ülserlerin iyileşmesinde rol oynar.
Böbreklerde taş oluşumu riskini azaltır.
Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırmaktadır.
Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında önemli rol oynar.
Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar.
Potasyum oranı yüksek olması nedeniyle kalp yetmezliği,böbrek hastalıkları,hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.
Saf karbonhidrat içerdiğinden hazır enerji kaynağıdır.
Ciltteki pürüzleri gidererek daha düzgün ve canlı görünüm sağlar.
Kayısı A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir. İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.
Sinirleri güçlendirir, uyku verir, kabızlığa iyi gelir.


KURU ÜZÜM FAYDALARI

Üzüm ürünlerindeki demir, kalsiyum ve potasyum minerallerinin, kemik gelişimi yanında kansızlığı, halsizliği, zayıflığı ve ishali tedavi edici özelliği bulunmaktadır.
Kilo almak isteyen de rejim yapmak isteyen de üzüm yemelidir çünkü enerji verir.
Protein ve karbonhidrat kaynağıdır. A,B1,B2,B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asitler, formik asit minerallerini içerir. Günlük kalsiyumun 1/5’ini ve demirin ise 1/3’ünü karşılar. Mineraller halsizliği, kansızlığı, ishali ve zayıflığı tedavi eder.
Karaciğer zafiyetine, öksürüğe, bronşite iyi gelir.
Unutkanlığı azaltıcı etkileri olduğu gölemlenmiştir.
Diş çürümelerini engeller.
Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bu özelliği ile bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır.
Gıda şekli anne sütüne benzer. Üzümdeki bol demir kan yapar.


TÜRK KAHVESİ FAYDALARI

Kahvenin içerdiği kafein maddesi, sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirir.
Uyuşukluğu giderip enerji verir ve uyanık kalmayı sağlar.
Yapılan araştırmalar günde 6 fincan kahve içen 55 yaşındaki bir kişinin düşünme potansiyelinin içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
Ayrıca kahve içenlerde içmeyenlere nazaran daha az.
Ayrıca kahve içenlerde içmeyenlere nazaran daha az diş çürüğünün olması, bir başka dikkat çekici araştırma sonucu.
Kahve içtikten sonra organizmada ani değişiklikler oluyor. Tüm vücut ani bir enerji akımı ile doluyor. Bu enerji çocuklarda 3, yetişkinlerde ise 5-7 saat sonra azalmaya başlıyor. Tüm bu olumlu yönlerine rağmen kahveyi çok fazla tüketmemekte fayda var.
Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek.
Kanser riskini azaltıyor: Norveçte yapılan bir araştırma ,meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koymuştur.
Alzheimerı önlüyor Portekizde 2002 yılında yapılan araştırmaya göre kafein beyni zinde tutuyor.


DÜNYANIN EN APTAL DENEYLERİ





Tanınmış İngiliz bilim dergisi New Scientist, dünyanın bugüne kadar tanık olduğu en aptal 10 deneyin listesini hazırladı. İşte dergiye göre en aptal deneyler ve sonuçları:

* LSD maddesinin deliliğe neden olup olmadığını belirlemek isteyen 2 psikiyatrist, 1962'de Oklahoma'daki Lincoln Hayvanat Bahçesi'ndeki Tusko adlı erkek file, 3 bin insanı etkileyebilecek dozda LSD enjekte etti.

Sonuç: 14 yaşındaki Tusko, birkaç dakika içerisinde öldü. (Başarısız)

* 1960 yılında ABD Hava Kuvvetleri'nde görevli 10 asker, bir kargo uçağına bindirilir. Uçak 5 bin feet'e çıktığında pilot motorda ve iniş takımlarında sorun çıktığını, okyanusa zorunlu iniş yapmayı deneyeceğini söyler. Daha sonra ise bir görevli askerlere sigorta poliçesi dağıtarak bunları dikkatlice doldurmalarını, başlarına birşey gelirse ailelerinin ancak bu sayede para alabileceğini söyler. Ancak askerlerin farkında olmadığı şey, gizli bir deneyin parçası olduklarıdır. Amaç, denek askerlerin ölüm korkusunun doğurduğu aşırı stresin algılama yeteneğini etkileyip etkilemediğini ortaya çıkarmaktır. Askerlerin doldurduğu formlarda birçok imla hatası vardır.

Sonuç: Aşırı stres algılama kapasitesini etkiler. (Başarılı)

* 1954'te Rus cerrah Vladimir Demikhov, bir Alman kurdu ile bir yavru köpeğin başlarını aynı bedende birleştirir. 2 başlı denek, 6 gün hayatta kalır. Amacı, organ naklinin başarılı olup olmayacağını anlamaktır. Demikhov, aynı deneyi farklı hayvanlarla 15 yıl boyunca 19 kez daha yapar. Deneklerden en uzun hayatta kalanı 1 ay yaşar.

Sonuç: Doku uyuşmazlığı deneklerin ölümüne neden olur. (Başarısız)

* 1933'te ABD'li Clarence Leuba adlı profesör, gıdıklanınca gülmenin doğuştan bir tepki mi, yoksa daha sonradan öğrenilen bir durum mu olduğunu anlamak için küçük oğlunu ve karısını gıdıklar.

Sonuç: Gıdıklanınca gülmek, doğuştan gelen bir tepkidir. (Başarılı)

* 1942'de Lawrence LeShan adlı ABD'li psikolog, tırnak yeme alışkanlığı olan bir grup çocuğu, karanlık bir odada uykuya yatırır. Ardından tüm gece boyunca odada kısık sesle 'Tırnaklarımın tadı korkunç" cümlesinin kayıtlı olduğu bir kaset çalar.

Sonuç: Çocuklardan 40'ı tırnak yemeyi bırakır. Uykuda öğrenme mümkün bir tekniktir. (Başarılı)

* 1804'te Sarı Humma'nın bulaşıcı bir hastalık olmadığını kanıtlamaya çalışan Stubbins Ffirth adlı doktor, Sarı Humma hastalarının kusmuklarını içer.

Sonuç: Doktor hasta olmaz, ancak ileriki yıllarda yapılan testlerde hastalığın özellikle kan yoluyla aşırı derecede bulaşıcı olduğu ispatlanır. (Başarısız)

* 1930'larda ABD'de Robert E. Cornish adlı araştırmacı, ölü köpeklerin kanına adrenalin enjekte ettikten sonra tahterevalliye yerleştirerek, aşağı yukarı sallayarak hayvanları hayata döndürmeyi dener.

Sonuç: Köpeklerden 2'si körlük ve aşırı beyin hasarıyla hayata döner ve birkaç ay yaşar. (?)

* 1960'ların ortasında ABD'li araştıtmacılar, erkek hindilerin cinsel olarak uyarılması için dişilerin vücudunun ne kadarını görmeleri gerektiğini araştıran bilim adamları, dişi hindi maketlerini parça parça azaltarak erkeklerin vereceği tepkileri inceledi.

Sonuç: Maketlerin üzerinde sadece baş kısımları kalıncaya kadar erkek hindilerin çiftleşme dürtüsüyle harekete geçtiği belirlendi. (?)

* İnsanların her türlü ortamda gözleri açık olsa da uykuya dalabileceğini öne süren ABD'li uzmanlar, gözkapaklarını bantla tutturdukları 3 deneğe yüksek sesli müzik çalınan ve flaşlar patlayan bir odada, elektrik şokları verdi.

Sonuç: Denekler, tüm olumsuz şartlara rağmen 12 dakikada uykuya daldı. (Başarılı)

* Duyguların karakteristik yüz ifadelerini harekete geçirip geçirmediğini test etmek isteyen Carney Landis adlı psikolog, deneklere amonyak koklatır, caz dinletir, porno resimler gösterir, ellerini kurbağa dolu bir kovaya sokturur, son olarak bir farenin kafasının kopartılmasını izletir.

Sonuç: Landis, deneklerin kopan fare kafasına karşı temel bir yüz ifadesi sergilemedikleri sonucuna varır. (?)

SİRKENİN MARİFETLERİ



Bilgisayar ve çevre birimleri temizler:

Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz ve diğer ev ofis araçlarını tozdan uzak tutarsanız daha iyi çalışacaktır. Temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olun. Bir kaba eşit miktarlarda su ve sirke koyun. Temiz bir bezi bu karışımın içinde nemlendirin, asla sprey şişesi kullanmayın. Silmeye başlayın. Klavyenizin tuşları gibi dar yerleri silmek için ise elinizde birkaç pamuk tomarı bulundurun. Bilgisayarınızın faresini temizler:

Eski model toplu farenizi temizlemek için yarı yarıya sirke-su karışımı kullanın. Öncelikle, topu farenin altından çıkarın. Karışıma batırarak nemlendirdiğiniz bezi sıktıktan sonra topu temizleyin ve fare üzerindeki parmak izlerini ve kirleri çıkarmak için farenin kendisini de silin. Topun yuvasını temizlemek için bir parça nemlendirilmiş pamuk kullanın, topu yerine takmadan önce birkaç saat kurumasını bekleyin.

Duman kokusunu giderir:

Eğer eti pişirirken yaktıysanız ya da evinizde ard arda sigara içiliyorsa, kokunun en yoğun olduğu yere, dörtte üçünü üzüm ya da elma sirkesiyle doldurduğunuz bir kase koyarak duman kokusunu giderebilirsiniz. Koku evinizin tümüne dağıldıysa farklı odalarda birkaç kase kullanabilirsiniz. Koku bir günden daha kısa sürede kaybolacaktır.
Küf lekesini yok eder: Küf lekelerini çıkarmak için sirkeye başvurun. Sirkeyi ilave havalandırma olmaksızın güvenle kullanabilir ve her yüzeye uygulayabilirsiniz. Sirkeyi banyonun demirbaş eşyalarında, fayanslarda, mobilyalarda, boyalı yüzeylerde, plastik perdelerde ve buna benzer birçok yüzeyde kullanabilirsiniz. Hafif lekeler için, sirkeyi eşit miktarda suyla seyreltin.
Krom ve paslanmaz çeliği temizler: Evinizdeki krom ve paslanmaz çeliği temizlemek için, sprey şişesine koyduğunuz seyreltilmiş sirkeyle ve yumuşak bir bezle parlatabilirsiniz.

Gümüşlerinizi parlatır: Gümüş bilezik, yüzük ve diğer takılarınızın yanında evdeki gümüş eşyalarınızın yeni gibi parlaması için yarım bardak sirke ve 2 yemek kaşığı karbonat karıştırdığınız suyun içinde 2-3 saat bekletin. Sonra soğuk suyun altında durulayın ve yumuşak bir bezle kurutun.

Tükenmez kalem lekelerini siler: Tükenmez kalem lekesi olan yere kumaş ya da sünger kullanarak biraz sirke bastırın. Leke çıkana kadar bu işlemi tekrarlayın.
Yapıştırıcıları, fiyat etiketlerini çıkarır: Çocuğunuzun mobilyanıza ya da duvarınıza yapıştırdığı etiketileri çıkarmak için, kenarlarına ve köşelerine biraz sirkeyi emdirin ve dikkatlice kredi kartı ya da plastik telefon kartıyla kazıyın. Cam, plastik gibi yüzeylerdeki fiyat etiketlerini çıkarmak için üzerine biraz daha fazla sirke dökün, birkaç dakika bekleyin ve temiz bir kumaşla çıkarın.

Makasınızı parlatır:
Makasınız kirlendiğinde ve yapışkan olduğunda yıkamak için su kullanmayın. Bunun yerine makasınızın keskin kısmını sirkeye batırılmış bir bezle temizleyin ve sonra kurutun.

Kokan tuvaletinizi tazeler: Öncelikle banyonuzdaki eşyaları dışarı çıkarın, sonra duvarları, tavanı ve zemini, 4 litre suya karıştıracağınız 1 fincan sirke ve 1 fincan amonyak ve ¼ fincan karbonat ile yıkayın. Tuvaletin kapısını açık bırakın ve eşyalarınızı içeriye yerleştirmeden önce içerinin kurumasına izin verin.

Halılarınızı eski haline getirir: Eğer halılarınız eskimiş ve kirli görünüyorsa, eskisi gibi parlak ve canlı görünmeleri için 4 litre suyun için 1 fincan sirke kattığınız suya çalı süpürgeyi daldırın ve bununla halınızı süpürün. Halınızın ucundaki rengi atmış iplikler de ışıldayacak ve bu solüsyonu durulamanıza gerek yok.

Halıdaki lekeleri çıkarır: Halınızdaki lekeleri sirkeyle çıkarmak için,
Hafif lekeler için yarım fincan sirke içinde 2 çorba kaşığı tuzu eritin, bu suyla lekeli yeri ovalayın, kurumasını bekleyip, elektrik süpürgesiyle süpürün.
Daha büyük ve koyu lekeler için, karışıma 2 çorba kaşığı boraks ekleyin ve aynı şekilde temizleyin.
Daha inatçı ve halının içine işlemiş kir ve lekeler için, 1 yemek kaşığı sirke ile bir yemek kaşığı mısır nişastasından macun yapın ve kuru biz bez kullanarak lekenin içine iyice ovalayarak yedirin ve 2 gün bu şekilde bekleyin, sonra süpürün.
Leke çıkarıcı sprey hazırlamak için, şişeyi 5 ölçü su ve 1 ölçü sirkeyle doldurun. İkinci bir şişeyi de 1 ölçü köpüksüz amonyak ve 5 ölçü suyla doldurun. Lekeye bu karışımı yedirin. Birkaç dakika bekleyin sonra temiz, kuru bir bezle kurutun. Leke çıkana kadar bunu tekrar edin.

Mum lekesini yok eder: Romantik bir gecenin ışıltısı olan mumlar, ahşap mobilyalarınızda genellikle leke bırakır. Bu lekeyi çıkarırken, lekeyi yumuşatmak için fön makinesini en sıcak ayarına getirin ve kağıt havluyla kurutabildiğiniz kadar kurutun. Sonra, eşit miktardaki su-sirke karışımına batırılmış kumaş ile ovalayın. Yumuşak ve emici bir bezle kurulayın.

Mobilyalardaki su lekesini çıkarır: Ahşap mobilyalar üzerine bırakılan ıslak bardakların bıraktığı beyaz halkaları çıkarmak için eşit oranda sirke, zeytinyağını karıştırın ve bu karışımı yumuşak bir bezle lekeye uygulayın. Parlatmak için ise başka temiz ve yumuşak bez kullanın.

Mutfakta ve yemek pişirirken

Buzdolabınızı temizler: Kapının sızdırmaz contası ve sebze-meyve gözleri de dahil buzdolabınızın içini ve dışını temizlemek için eşit miktarlarda su ve sirkeyi karıştırın. Küf oluşumunu önlemek için, iç kapıları ve içteki gözleri bez üzerine sirke dökerek silin. Ayrıca, buzdolabınızın üzerinde birikmiş toz ve kirleri silmek için seyreltilmiş sirke kullanabilirsiniz.

Mikrodalga fırınınızı buharla temizler: İçi ¼ fincan sirke ve 1 fincan suyla dolu cam kaseyi fırının içine yerleştirin ve en yüksek ısıda 5 dakika bekleyin. Kase soğuduğunda, bir kumaş ya da süngeri bu sıvıya batırın ve iç yüzeydeki lekeleri temizleyin.

Kesme tahtasını mikroplardan temizler: Her kullanımdan sonra, tahtaları doğrudan sirkeyle silip temizleyebilirsiniz. Sirkenin içindeki asetik asit, E.coli, Salmonella, and Staphylococcus gibi zararlı mikroplara karşı iyi bir dezenfektandır. Asla su ve bulaşık deterjanı kullanmayın. Çünkü, bu tahtanın liflerini zayıflatır.
Bulaşık makinenizi yıkayabilirsiniz: Bulaşık makinenizin performansını yüksek düzeyde tutmak ve sabun tabakası oluşumunu yok etmek için, ünitenin altına seyreltilmiş 1 fincan sirke dökün ya da üstteki rafa bir kasenin içine sirke koyun. Sonra bulaşık makinenizi bulaşık ya da detarjan koymadan tam devir çalıştırın. Özellikle suyunuz sertse, bunu ayda bir tekrarlayın. Ancak, bu işlemi uygulamadan önce bulaşık makinenizin kullanım klavuzuna bir göz atın.

Porselen, kristal ve çam eşyalarınızı temizler: Cam eşyalarınızı parlatmak için durulama suyuna sirke ekleyebilirsiniz. Cam eşyalarınızı her gün parlaması için, bulaşık makinenizin durulama devrine ¼ fincan sirke ekleyin.
Kristal eşyalarınızı parlatmak için bulaşık makinenizi durulama suyuna 2 yemek kaşığı sirke ekleyin. Sonra, bunları 3 ölçü su ve 1 ölçü sirke ile hazırladığınız su ile durulayın ve açık havada kurutun.

Fincanlardan çay, kahve lekelerini çıkarır: Bunun için, eşit miktarda sirke ve tuzla ovalamayı deneyin, sonra bunları ılık suyun altında durulayın.

Su ısıtıcınızı (kettle) temizlemek için: Makinenizde biriken kireç ve mineral kalıntılarını temizlemek için, 3 fincan sirkeyi 5 dakika süreyle iyice kaynatın ve sirkeyi gece boyunca içinde bırakın. Ertesi gün soğuk suyla durulayın.

Kızartma sonrası temizlik yapar: Kızartma işini bitirdiğinizde ocağın üstüne, duvarlara sıçrayan yağ damlacıklarını temizlemek için, bunları seyreltilmiş sirkeye batırılmış sünger ile silebilirsiniz. Durulamak için soğuk suyla ıslatılmış başka bir sünger kullanın, sonra da yumuşak bir bezle kurutun.

Kızartma tavanızı korur: Kızartma tavanızda 10 dakika boyunca 2 fincan sirke kaynatmak, birkaç ay boyunca yiyeceklerinizin yapışmasını önler.

Mutfağınızın havasını temizler: Mutfağınıza dün pişirdiğiniz yemeğin kokusu sindiyse, 1 fincan suya yarım fincan sirke karıştırın. Ve karışım buharlaşana kadar kaynatın.

Yumurtanızı daha iyi haşlamanıza yardım eder: Yumurta haşladığınız suya litre başına 2 yemek kaşığı sirke ekleyerek, yumurtanızın çatlamasını önleyebilir ve kabuğunun daha kolay soyulmasını sağlayabilirsiniz.

Sebze ve meyvelerinizi temizler: Meyve ve sebzelerinizi yemeden önce, gizli kirleri, tarım ilaçlarını ve hatta küçük böcekleri yok etmek için, 4 litre soğuk suyun içine 4 yemek kaşığı elma sirkesi koyun, sebze ve meyvelerinizi bunun içinde durulayın.

Elinizdeki kokuları çıkarır: Yemek hazırladıktan sonra ellerinize sinen soğan, sarımsak ve balık kokusunu çıkarmak çok zordur. Sebzelerinizi dilimlemeden ya da balıkları temizlemeden önce biraz saf sirkeyle ellerinizi ovalamanız işe yarayacaktır.

Nefesinizi tazeler: Soğanlı ya da sarımsaklı bir yemekten sonra nefesinizin kısa sürede güzel kokmasının ve tazelenmesinin yolu, bir bardak ılık suyun içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuzu eritip bununla ağzınızı durulamaktır.

Boğaz ağrısını hafifletir: 3 şekilde boğaz ağrısına iyi gelir;
Boğazınız öksürükten dolayı tahriş olduysa ya da konuşmaktan ve şarkı söylemekten dolayı ağrıyorsa, bir bardak ılık suda 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu eritin ve bununla günde birkaç kez gargara yapın.
Boğazınız grip ya da soğuk algınlığından dolayı ağrıyorsa, bir ¼ elma sirkesi ile ¼ balı karıştırın ve 4 saatte bir, 1 yemek kaşığı yutun.
Öksürük ve boğaz ağrısını hafifletmek için, yarım fincan sirke, yarım fincan su, 4 çay kaşığı bal ile 1 çay kaşığı acı sosu karıştırın. Günde 4-5 kez, 1 yemek kaşığı için. Birini özellikle yatmadan önce için. 1 yaşın altındaki bebeklerinize bal vermemeniz gerektiğini unutmayın.


EROZYONLA MÜCADELE HAFTASI 2009 YILI ETKİNLİKLERİNE SİZ DE KATILIN!






SATIN ALDIĞIMIZ GIDALARLA NASIL ZEHİRLENİYORUZ?


Sağlıklı beslendiğimize emin misiniz? Nerede kaldı meralarda otlamış hayvanların sütleri, onların sütlerinden yapılan peynir, tereyağı, kaymak, yoğurt… Nerede kaldı özgür tavuklar ve yumurtaları… İnsanlar dört duvar arasına hapsolup, modernlik adı altında yaşantımız tabiattan uzaklaştıkça yediklerimiz de yapaylaştı!

Tek başına yendiğinde zararları yok gibi görünen ama hepsi birlikte toplanıp hesaplandığında korkunç sonuçlar doğuran gıda katkı maddelerine karşı kendimizi ve ailemizi korumak mümkün. Alışverişlerde etiketleri dikkatli okuyarak, marka ve reklama değil, içindekilere bakmak, mümkün olduğunca yöresel doğal ürünleri veya organik gıdaları tercih etmek, yemekleri anneannelerimizin yöntemleriyle pişirmek sağlıklı yaşamın anahtarı olabilir…

Biz sağlıklı yaşamak istersek çözüm her zaman her yerde var...
İşte mutfaklarda hanımların elinin altından eksik olmayan ve sofralarda hemen her öğün tüketilen, en zararlı olarak tanımlanan gıda katkı maddeleri ve sebep oldukları hastalıklar. Önce bu maddeleri iyi tanıyıp, kendimiz ve ailemizi bu maddelerden korumaya ne dersiniz?

E310 Propyl Gallate
Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır.
Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Çoğunlukla BHA ve BHT katkı maddeleri ile birlikte kullanılır. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.
E320 BHA ve E321 BHT
Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır.
Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu katkı maddesinin farelerde kansere sebep olduğu bildirilmiştir. Bebe mamalarında izin verilmemiştir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, östrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir. Tükettiğiniz ürünlerin etiketinde bu katkı maddesinin kullanıldığı bilgisi varsa, bu katkı maddesini içermeyen bir başka marka ürünlere yönelmeniz sağlığınız için daha uygun olacaktır.

E924 Potassium Bromate
Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacim artırmak ve daha güzel ekmekiçi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır.
Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında bütün dünyada yasaklanmıştır.

E621 Monosodium glutamate (MSG)
MSG, hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, patates cipsleri gibi pekçok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır.
Bir yazar ve sinir hastalıkları uzmanı olan Dr. Russell Blaylock’a göre; ani kalp ölümleri ile (özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandırıcılar gibi katkı maddelerin sebep olduğu eksitotoksik hasarlar arasında bir bağ bulunmaktadır. Eksitotoksinler bir gurup heyecan artırıcı, uyarıcı amino asitlerdir ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne sebep olabilir.
Pekçok tüketici de MSG’nin hastalık yapıcı etkisini bizzat yaşamışlardır. MSG içeren gıdaları yedikten sonra ortaya çıkan bu rahatsızlıklar, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır. Birçok üründe MSG kullanımı maalesef gizli yapılmakta etikette gösterilmemektedir. Eğer güvenli bir katkı maddesi ise üreticiler neden gizlerler?

E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)
Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili gıdalarda kullanılmaktadır.
1970 li yıllarda yapılan çalışmalarda farelerde beyin tümörüne sebep olduğu belirtilmiştir. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdiğini ortaya koymuştur.
Aspartama duyarlı insanlar, tüketimden sonra başağrısından, baş dönmesinden ve hallusinasyondan ızdırap çekebilirler. Aspartama duyarlı olan kişilerde anjioödeme veya göz kapaklarında, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda şişmeye neden olur.

E950 Acesulfame-K
Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlıdır.
Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılmaktadır. İki fare araştırmasında bu maddelerin kansere sebep oldukları ve diğer çalışmalarda ise bu katkı maddesinin güvenirliğinin bulunmadığı ispatlanmaktadır.

Olestra
Olestra, Olean markası ile krakerlerde ve patates cipslerde katı yağ yerine kullanılmaktadır. Bu sentetik katı yağ vücut tarafından emilememektedir. Bu madde ishal, bağırsak gevşekliği, karın ağrıları, beden gücünün azalması ve gazlanmaya sebep olabilir.

E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)
Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde, hazır et yemeklerinde, tütsülenmiş balıklarda, tuzlanmış bifteklerde ve diğer işlenmiş etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak kullanılmaktadır.

Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen kanser oluşturucu kimyasalların oluşumuna yol açarlar. Bazı çalışmalar, tüketilen konserve etler ve nitrit ile insanlarda oluşan kanser arasında bir bağın olduğunu göstermiştir. Nitritler nefes daralması, baş dönmesi ve baş ağrısı ile sonuçlanabilecek rahatsızlıklara sebep olduğu bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocukların gıdalarında kullanılması kesinlikle yasaktır.

E220-E228 Sülfitler
SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler.

Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde bulunurlar.
Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilir.
Birçok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.

E210-E219 Benzoatlar
Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır.

Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak şeker gibi gıda ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, diş macunlarında eczacılıkta ağız yoluyla alınan birçok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma, sinirsel bozukluğa ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir; astımı ağırlaştırabilir.
Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.
İngiltere’de yapılan son araştırmalarda ise parabenlerin kullanıldığı ürünleri tüketen ve göğüs kanserine yakalanmış insanların kanserli dokularında paraben kimyasallar bulunmuştur. Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem, güneş yağları, çeşitli makyaz ürünleri ve diş macunu kullanımı ile cilten absorbe edilerek vücuda girişinin sağlandığı anlaşılmıştır. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.
Bu bulgulardan sonra yukarıda ismi geçen ürünlerin paraben içeren çeşitlerinden şiddetle kaçınılması sağlığımızın bir gereği olmalıdır.
Hydrogenated Vegetable Oil (Hidrojene edilmiş bitkisel yağ)
Margarinler gıda katkı maddesi olmadığı halde burada zikretme ihtiyacı duyduk. Zira margarinler burda zikri geçen katkı maddelerinden de daha büyük tehlikeler arzetmektedir.
Hidrojene edilmiş bitkisel yağları yapmak için kullanılan proses, kalp rahatsızlıklarını ve şeker hastalığını teşvik eden trans yağlarını husule getirmektedir. “The Institute of Medicine” tüketicilerin trans yağları mümkün mertebe çok küçük miktarlarda tüketmelerini önermektedir. Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.
E102 Tartrazin
Renklendirici; Kekler, şekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, sakızlar, sosis, dondurma, portakallı içecekler, salata sosları, mevsim salataları, tatlı, reçel, unlu gıdalar, çerez, konserve balık, hazır çorbalar, alkolsüz meşrubatlar ve ketçap gibi bazı gıdalar tartrazin içerirler.
Tartrazin duyarlı insanlarda kurdeşen veya astım ataklarına neden olabilir; tiroid tümörü, kromozom hasarı, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir; Norveç ve Avusturya'da yasaklandı.
E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)
Renklendirici; sentetik kömür katranından üretiliyor; mandıra ürünleri, tatlılar ve içeceklerde kullanılır; farelerde beyin tümörüne sebep olmuştur.
Çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandı.
E127 Red 3 (Erythrosine)
Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta, bisküvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve tiroid hormonu seviyesini arttırıp hipertiroidizm'e neden olabilir; farelerde yapılan çalışmada tiroid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandı.
E110 Yellow 6 (Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)
Sentetik bir renklendiricidir; unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç'te yasaklanmıştır.

YOĞURT KAPLARI...


BÜTÜN ANNE VE KIZLARI İÇİN....

Sabah bulaşık yıkarken ellerimin annemin ellerine ne kadar benzediğini
fark ettim.
Benzemekten de öte; tıpatıp aynısı olmuşlar..
Ergenlik çağlarımda (hakikaten çekilmez bir yeniyetmeydim) annemin
ellerine sinir olurdum.
Ya da şöyle diyelim: Sinir olduğum bir milyon sekiz yüz kırk altı şeyden
biri de annemin elleriydi.
Kadıncağızın beni sinir etmek için ellerine özel olarak yaptığı bir şey de
yoktu.
Uzun kırmızıya boyanmış cadı tırnakları falan veya lime lime olmuş tırnak
etleri gibi bir durum da yoktu.
Sadece şekilsizdi. Yani güzel değildi. Ve ben buna sinir olurdum.
'Hah' dedim kendi kendime 'şimdi senin de bir sıpan olsaydı o da sinir
olacaktı ellerine. Yeterince güzel değilmiş diye..'
Şimdi ise o eller biraz daha elimin içinde kalsın diye ne numaralar
çekiyorum...
Yok üşüdüm, tutsana elimi, yok kremi fazla sürdüm, alsana birazını,
tırnakların uzamış, törpüleyeyim mi..

Aslında düşününce, eller dışında da anneme her geçen gün daha çok
benziyorum.
Eskiden çok umurumda olmazdı şimdi evde ufacık bir dağınıklık olsa
sıkılıyorum.
Sabah kalkar kalkmaz temizlik yapmaya başlıyorum.
Hesapça çay demleninceye kadarki vakti değerlendirmiş olacağım.
Çay zift oluyor, ben hâlâ bir yerleri siliyorum.

Aynı annem gibi ben de masa örtülerini düzeltmeden yanlarından geçmiyor,
hoh yapıp silmeden aynalara bakmıyor, yerden gübür toplamadan
ilerleyemiyorum artık.

Aynı onun gibi sabah kalkınca uzun uzun camdan dışarıya bakmadan güne de
başlayamıyorum.
Esnafla iki kelimenin beli kırmazsam aynı onun gibi eksik iş yapmış
sayıyorum kendimi.

Daha az süsleniyor ama tıpkı onun gibi daha çok bakım yapıyorum.
Eskiden tek bir nemlendiriciyi üç kereden fazla kullanamayan ben artık
her gün sabah akşam sürüyorum.
Üstelik fındık tanesi kadar miktar, oldu artik ceviz tanesi kadar! Rimel
ise kurumak üzere..

Bu kadarla kalsa yine iyi.. Arkadaşlarımdan çok bitkilerimle konuşmama
ne diyorsunuz?
Ya da yalnızsam on iki dedi mi en şahane filmi bile seyrediyor olsam
kapatıp cup yatağa giriyor olmama?
Veya çantamda vızıldayan bir çocuğa verilmek üzere BONBON taşımaya
başlamama?

Ben de şaşırıyorum ama gerçek.
Annemde dalga geçtiğim ne kadar şey varsa hepsini ben de yapıyorum
artik!...

Tek kaygım şu: Bir gün ben de YOĞURT KAPLARINI biriktirmeye başlayacak
mıyım acaba?
Aklımın almadığı tek şey bu. Bütün dolap içleri yıkanmış, kurulanmış
yoğurt kaplarıyla dolu.
Hepsi küçük kuleler şeklinde üst üste dizilmiş, kuzu kuzu bekliyorlar. .

Kapakları da elbette mevcut.
Onlarca değil yüzlerce!

Ne diyeyim...
Bir gün elimdeki yoğurt kabını deterjanlarken anlarım herhalde kap
biriktirmenin esbab-ı mucibesini.. .

***

Bu yazıyı geçen sene yine bu günlerde yazmıştım..
'Anneler günü' vesilesiyle biraz değiştirerek yeniden yayınlamak
istedim..
Çünkü hatırlatmak istedim ki annelerimizde kızdığımız, kırıldığımız,
dalga geçtiğimiz, hafife aldığımız,
lüzumsuz gördüğümüz, saçma bulduğumuz ne kadar huy, alışkanlık, arzu,
istek varsa
bir gün hepsini kendimiz de edineceğiz . şakanızı, siteminizi yaparken
bunu unutmayın istedim.
Üstelik bazen sadece alışkanlıklar değil bahtlar da annelerden kızlara
miras kalabiliyor.
İyi veya kötü..

Onları eleştirirken, yargılarken bunu da düşünün istedim..

Çünkü..

Ben..

Artık..

Yoğurt kaplarını biriktirmeye başladım..




NOT : Tuğçe Baran tarafından yazılan bu makale, 14 Mayıs 2006 Pazar günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.

14 MADDELİK CİLT REÇETENİZ



Çatlaklar, yağlı ciltler, ölü deriler... Hepsinin çaresi var.



Yaz sıcağından korunmak için kozmetikçilerin yolu tutulur; toniklere, losyonlara birçok paralar akıtılır. Peki ya kışın? Kışa girmemize çok az bir zaman kala cildinizin bakımını yaptınız mı?

Yaz aylarına girerken çeşit çeşit hazırlıklar yapılır. Alınan kilolar hesaplanır, uygulanacak diyetler araştırılır.

Soğuk havalar cildinizi kurutabilir, dudak ve ellerinizde çatlaklar meydana gelebilir. İşte tüm bunları önlemek için cildinize bakım uygulamaya ihtiyacınız olacak.

Çarşı-pazardan aldığınız sebze ve meyvelerle cildinizi soğuk günlere hazırlayabilirsiniz. Hem doğal ürünlerden faydalanarak hem de kozmetik ürünlere çok fazla para harcamadan...

Limon, brokoli, havuç, salatalık, lahana ve daha neler neler... 'Osmanlı Sultanlarının Güzellik Sırları' adlı kitabın yazarı Ayten Altınbaş da kış ayları için birçok kür öneriyor.

Evinizde kolayca yapabileceğiniz bu kürleri uygulamayı ihmal etmeyin.

Limon ile ellerinizi nemlendirin

Bir limonu ikiye bölün. Yarısını elinizin arkasına sürün. Limon yüksek oranda sitrik asit ve C vitamini içerir. Bu da doku üretiminin harekete geçmesini sağlar.

Ellerinizde birkaç saniye yanma hissedebilirsiniz; ama ellerinizi nemlendirerek iyi bir sonuç almış olacaksınız.

Ayva çekirdeği ile çatlaklara veda

İki ayvanın çekirdeklerini ayırın ve bir su bardağı doğal gül suyu ile karıştırın. 24 saat oda sıcaklığında bekletin. Kıvamlı bir jöle haline geldikten sonra çekirdekleri bu jöleden ayırın ve buzluğa koyun.

Bu karışımı cildinize sürün. Çatlak ve kırışıklıklarınız için bu kür iyi gelecek.

Cildinizin kurtarıcısı brokoli

Brokoliyi parçalayın. Tülbentle süzün. Yeşil bir su çıkacak. Bu su ile yoğurt ya da kaymağı karıştırın ve yüzünüze sürün. Elde ettiğiniz bu kür cildinizi beslemekle kalmayıp canlandıracak.

Türk kahvesinin telvesi ile ölü derilerden kurtulun

Türk kahvesinin telvesi ile Bepanthene'i karıştırarak yüzünüze uygulayın. Cildinizdeki ölü derilerden kurtulmak için bu kür ideal.

Bu karışım saçınıza hacim veriyor

Yarım litre suya iki çay kaşığı toz şeker atıp karıştırın. Saç spreyleri yerine elde ettiğiniz bu karışımı sürdükten sonra saçınıza kolayca hacim verebilirsiniz.

Havuç suyu ile saçlarınızı canlandırın

Havucu blendırdan geçirin. Zeytinyağı ile havuç suyunu karıştırın. Yıpranan saçlarınızı yıkamadan önce bu bakım kürünü sürün. Bir gün saçınızı bu şekilde bekletin. Yıpranan ve mahvolan saçlarınıza iyi gelecek. Bu kürü ayda bir kere uygulayabilirsiniz.

Kuruyan dudaklara bal

Bir çay kaşığı bal ile bir çay kaşığı şekeri karıştırarak dudaklarınıza sürün. Elde ettiğiniz karışım, kurumuş ve çatlamış dudaklarınızı canlandıracak.

Siyah çay ile cildinizdeki yağı azaltın

Cildinizdeki yağı azaltmak istiyorsanız, yüzünüzü siyah çayla yıkayın. Ancak yıkadıktan sonra durulamayın. Çay doğal bir matlaştırıcıdır. Bu yüzden, cildinizdeki yağ sorununu gidermenize yardımcı olacak.

Pırasa ile cildinizi tazeleyin

İki pırasanın beyaz kısmını ince ince doğrayın. Bir bardak sütle beraber on dakika pişirin. Lapa olan pırasayı, ılık halde cildinize sürün. 20 dakika sonra cildinizi gül suyu ile temizleyin. Kısa bir süre sonra yüzünüz canlı ve parlak görünüme kavuşacak.

Göz altı morluklarına salatalık birebir

Bir salatalığı rendeleyip, buz kalıplarının içine koyun. Dondurulmuş olan salatalık küplerini, gözünüzün mor kısımlarında yaklaşık 5 dakika bekletin. Göz altındaki morluklarınız azalacak.

Gliserinli gül suyu sürün, elleriniz çatlamasın

Doğal gül suyu ile gliserini karıştırın. Çatlak dudak ve elleriniz bu kür ile yeniden canlanacak.

Havuç suyu kışlık kreminiz olsun

Havucu katı meyve sıkacağı ile sıkın. Yarım bardak havuç suyu ile bir çay bardağı zeytinyağını cezveye koyun. Hafif ateşte pişirin. Üstteki yağlı kısmı cildinize sürün. Kışın besleyici krem olarak bu kürü rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Keten tohumu ile cildiniz çatlamasın

Keten tohumu ile gül suyunu karıştırın. Hafif jöle kıvamına gelene kadar oda sıcaklığında bekletin. İçerisindeki antioksidanlar çatlayan cildiniz için iyi gelecek.

Deriyi beslemek için lahana kürü

Katı meyve sıkacağı ile lahanayı sıkın ya da blendırdan geçirin. Zeytinyağı ya da Hindistancevizi yağı ile karıştırıp cildinize uygulayın. Elde ettiğiniz bu kürü besleyici krem olarak kullanabilirsiniz.

NAR ve NAR EKŞİSİNİN FAYDALARI...





(SAHTE NAR EKŞİLERİNE DİKKAT)
Her tarafta hakiki nar ekşisi diye satılan fakat % 99'u glikoz ve sitrik asitten oluşan sahte nar ekşilerine dikkat edilmeli




¨ Şeker Hastalığına iyi gelir,
¨ Dişeti kanamalarına iyi gelir,
¨ Kellik tedavisinde oldukça etkilidir,
¨ Tansiyonu yüksek olanlar için faydalıdır,
¨ Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler,
¨ Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur,
¨ Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır,
¨ Enerji verir, yorgunluğu giderir,
¨ İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar,
¨ Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur,
¨ Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller,
¨ Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar,
¨ İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar,
¨ Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar,
¨ Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır,
¨ Böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol bol yenilmesi;
¨ Göz ağırısına karşı ekşi nar taneleri, mercimek ve gül suyundan oluşan karışımın göz kapakları üzerine yarım saat konması;
¨ Göz kaşıntısında nar usaresinin pişirilerek süzüldükten sonra hazırlanan ılık sıvının sürme şeklinde göze sürülmesi;
¨ Dış basura karşı ekşi nar ile sirkeden, kellik tedavisinde ise ekşi nar ile zeytinyağından oluşan bir terkibin kullanılması;
¨ Kalp çarpıntısına karşı nar tanelerinin dövülerek damıtılmış suyla şurup halinde içilmesi;

¨ Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.

¨ Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.

¨ Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır. Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir.

¨ Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır.




Yemesi zahmetli olan, ekşiliği nedeniyle biraz da yüz ekşitirek yenen narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası.

Nar (Punica granatum), Lythraceae familyasından içinde küçük çekirdekler ve meyve gövdesini oluşturan yüzlerce tanecikten oluşmuş, hafif ekşi tadında ılıman iklimlerde yetişen, özellikle Anadolu ve İran'da yetiştirilen bir meyve türü. Türkiye'de Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetişir.

Haziran-Temmuz aylarında kırmızı renkli çiçekler açan, iki ile beş metre boylarında ağaççıklardır. Gövdeleri gayri muntazamdır. Yapraklar karşılıklı, kısa saplı ve kırmızı kenarlıdır. Çiçekler kısmen sapsız, tek tek ve birkaçı bir arada bulunur. Çanak yaprakları kırmızı renkli, dökülmeyen ve etlidir. Meyveleri küre şeklinde ve portakal büyüklüğünde, önceleri yeşil, olgunlukta kırmızımsı renkte, derimsi kabuklu, çok tohumlu ve etlidir.

Kullanımı

Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbi olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitler (pelletierin) taşır. Nar meyvesi kabuğu tanen, triterpenler ve az alkaloitler ihtiva eder.

Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa barsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15'lik) çay halinde kullanılabilir. Ayrıca yün iplikler, sarımsı renklere boyanabilir. Nar, çarpıntıya iyidir. Mideyi kuvvetlendirir. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.

Florida'da, 6-9 Mart tarihleri arasında yapılan Amerikan Kardiyoloji Koleji toplantısına katılan, Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi kardiyologlarından Doç. Dr. Özgen Doğan, yapılan son araştırmaların, nar suyunun damar tıkanıklığını önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti.

Doğan, şu bilgileri verdi: "Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon yüzde 5 düşürüldü."

Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.

Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.
Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.

Narın ve nar suyunun faydalarını Alman Hastanesi'nde görev yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan şöyle anlatıyor:
" Sağlık açısından özellikle kış aylarında bol bol tüketilmesi gereken bir meyve. Çünkü insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitirmek mümkün değil. Adeta bir 'ilaç', hatta antibiyotik olan nar, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan koruyor. İçerdiği bazı maddelerle kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engelliyor."

Nar, özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde vücudun savunma sistemini güçlendiriyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, yapılan araştırmalarda nar suyunun cilt kanserine ve erkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu etkisinin görüldüğünü söyledi:

"Kış mevsiminde portakal, mandalina ve limonun yanı sıra narı da taze şekilde veya suyunu sıkarak tüketmek son derece önemli.

Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Damar tıkanıklıklarını geriletme özelliği bulunan nar, 'ACE' denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü bir etki de yapıyor. Nar birçok özellikleriyle bazı meyveleri de geride bırakıyor. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor.

Tüm bu özellikleriyle adeta bir 'ilaç' ve doğal antibiyotik görünümünde olan nar, sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gereken meyveler arasında yer alıyor. Nar suyu ayrıca damar sertliğine karşı güçlü etkisi bulunan bir içecek olarak karşımıza çıkıyor.

Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden oluyor. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içeriyor.

Bu nedenle ishal kesici ve kurt düşürücü özelliğe sahip bulunuyor. Nar kabuğunun ekstresi ise güçlü bir virüs ve mikrop öldürücü özelliğe sahip. Ayrıca, cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösteriyor. Bunların yanı sıra, meyve kabuğu ve tanelerin antioksidan ve anti-tümör etkileri de biliniyor".

Beslenmede yer almalı

Beslenmede mutlaka yer alması gereken nar, aynı zamanda güçlü bir antioksidan özelliği taşıyor. Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitamin, mineral, enzim ve antioksidanlar bulunuyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, "serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır" dedi.

Doğan, "bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir" açıklamasında da bulundu.

AŞKTA BAŞARI İÇİN DE KENDİNİ GELİŞTİRMEK GEREKİYOR!



Uzmanlara göre; biten bir aşkın ardından yeni bir ilişkiye başlamadan önce; gelişmek gerekiyor. Ancak bu sayede ilk hataları tekrarlamamak mümkün oluyor. Mükemmel ilişkinin varlığına inananlar ise yanılıyor; o sadece filmlerde yaşanıyor

Biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişkiyi risk olarak görenlerin sayısı bir hayli fazla. Ama bu endişe, yine de çoğu zaman teselliyi bir başka insanda aramaya engel olamıyor. Peki, böyle bir ilişki ne kadar doğru?

Çağlayan Florence Nightingale Hastanesi Psikiyatri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Tarık Yılmaz ile biten bir ilişkinin ardından, kadın ve erkeğin ne tür bir iç hesaplaşma yapmaları gerektiğini konuştuk.

Doç. Dr. Yılmaz, insanların yeni bir ilişkiye başlamadan önce mutlaka içlerinde özeleştirilerini yapmaları gerektiğini belirtiyor. Psikiyatrist Doç. Dr. Yılmaz''a göre, mutluluğun yolu, ''değişmek'' ve ''gelişmek'' ten geçiyor.

İnsanlar biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişki için endişe duyuyorlar. Bu gibi durumlarda nasıl düşünülmeli?

İnsanlar ya terk ediyorlar ya da terk ediliyorlar. Eğer terk edilirlerse, o partner ile ilgili bir hayal kırıklığı, acı, öfke yaşanıyor. Partnerden yola çıkılarak, ''erkekler böyledir'' ya da ''kadınlar böyledir'' diye genelleme yapılabiliyor. Bu da tabii bir sonraki ilişkiyi olumsuz etkiliyor. Genel olarak, karşı cinsle ilgili bir tür güvensizlik, öfke ya da uzak durma eğilimi olabiliyor. Bir başka yaklaşım ise, yalnızlık korkusu olabiliyor. Bu insanların kendilerine güvenleri azalıyor ya da endişeli, kaygılı olabiliyorlar.

Bu gruptaki risk; çok çabuk, bir şekilde önlerine gelen ilk kişiyle bir ilişkiye başlamak. Kendilerine hiç de uygun olmayan ama ruhlarını okşayacak bir partner tercih edebiliyorlar. Partnerin sevecen, güvenilir, dengeli olması lazım. Ama ayrılan insanlar çok çabuk bir ilişkiye başladıklarında, eski ilişkilerinin kriterlerini baz alıyorlar. Yani eski partner, güvenilmezse, güvenilir olduğunu düşündükleri ilk kişi ile birlikte oluyorlar. Oysa biz bunu önermiyoruz. Bir insan çok güvenilir olabiliyor ama sevecen olamayabiliyor.

İkinci ilişkide ilk ilişkideki hataları tekrarlamamak mümkün mü?

Genellikle ilişkide ortaya çıkan sorunlar, her iki tarafın da çeşitli oranlarda katkılarıyla ortaya çıkıyor. Kişinin o ilişkinin iyi gitmemesine, kötü gidişine kendi katkısını fark etmesi çok önemli. İlişkinin gidişatıyla ilgili sorunlar ortaya çıktığı zaman nasıl çözmeye çalıştıkları, kaçma eğiliminde olup olmadıkları da çok önemli. Kişi eğer bu sorunlara kendi katkısını görmezse, o zaman aynı sorunlu davranışları bir sonraki ilişkiye taşıyor. Genellikle erkeklerdeki sorun, kendilerini partnerlerinin yerine koymuyor, empati kuramıyorlar. Kadın olduğunu çoğunlukla unutup, erkek arkadaşlarıyla kavga eder gibi ediyorlar. Kadının dünyasını duygularını ve bakış açısını kafalarında canlandıramıyorlar.

Erkek sert konuştuğunda, kadına onu sevmediği mesajları gidiyor. Ve bu da kadını çok yaralıyor. Kadın ise, kendi isteklerinin onu ifade etmeden karşılanmasını istiyor. ''Söylendikten sonra kıymeti yok'' anlayışı ilişkileri tehdit eder. Kadın erkekten zihnini okumasını bekliyor ama erkek bunu yapamayabilir, kadının ifade etmesi gerek. İnsanlar, iyi bir ilişkide karşılıklı olarak isteklerini dile getirebilmeli. Bir de partnerlerinin istek ve ihtiyaçlarını yerine getirirken, bunu partnerlerinin istediği tarzda yapmayı başarmalılar.

Sağlıklı bir ilişki nasıldır?

Sağlıklı bir ilişkinin ilk prensibi, bizim düşündüğümüz tarzda sağlıklı bir ilişkinin olmadığını kabul etmekle başlıyor. Sorunsuz ilişkiler sadece filmlerde var. Ortaya çıkan sorunları birlikte başarmaya hazır olmak, bunun için fedakârlık yapmak gerek. Değişimin olmadığı bir ilişki düşünmek mümkün değil. ''Ben böyleyim, buna uyacaksın'' demek aslında bir ilişkiyi yetersiz olmaya mahkum etmekten başka bir şey değildir.

İlişkide dürüstlüğün dozu ne olmalı?

İnsanların yaşamlarında ''mutlak dürüstlük'' zaten yok. Böyle bir dünya yok. Belki şunu ayırmak lazım: Karşısındaki insanı kandırmaya, aldatmaya yönelik olarak, aslında söylenebilecek bir şeyi, kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılayarak, söylememek. Yani kendisine bir avantaj yaratmak... Dürüst olmamak ile aldatmayı birbirinden ayırmamız gerekir. Arkasındaki niyete bakmak gerekir. ''Ona asla güvenemem'' yaklaşımında, nasıl şartlarda, nasıl yalan söylenmiş, test etmek lazım karar vermeden önce. Bir de karşımızdaki insan dürüst olamadıysa, bunda bizim payımız ne, ona da bakmalıyız. Bazı partnerlerin hiç toleransları yoktur.

Sınırların çok dar olduğu bir noktada karşınızdaki insanın dürüst olmamasını, aslında siz planlamış olursunuz. Aldatma ile dürüstlüğü, birbirinden ayırmak gerekiyor. Eğer partnerinizi aldatıyorsanız, ya da o sizi aldatıyorsa, hiç şansınız yok demektir. Kendinizi, karşınızdaki insanı ve ilişkiyi gözden geçirmelisiniz. İyi gitmeyen bir ilişkiden sonra, ''neden iyi gitmedi'' diye de bakmak gerekir.


Kaynak: Sabah

DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇİÇEĞİ.....VERACRUZ....



Dünyanın en büyük çiçeği Veracruz

Bitkinin ağırlığı 75 kg ve boyu 2 m kadar büyür.
40 yıl boyunca üç gün çiçeklenme özelliği var.

Rio Blanco’ lular için , Veracruz alışılmadık.

Zira bu şehirde büyüdü, merkezi Veracruz eyaletindeki yüksek dağları bölgesinde bulunan, sıralamada dünyanın en büyük çiçeği olarak bitki kayıtlara alınmıştır.



Çiçek; Tituanum muhafaza ile kordon altına alınmış Sivil Savunma ve White River Belediye Polisi tarafından izlenmektedir.



TURKEY PRESENTATION VIDEO

Blog Listem

GÖZETLEYENLER